Ders Notları Weblog

Just another WordPress.com weblog

Goya’nın Hayaletleri Ve Lorenzo Tiplemesi

with 2 comments

 

Yaptığı tablolar üzerine yapılan yorumlarda sanırım en az bu şaheserler kadar okur için hayranlıkla karşılanabilecek gizemli bir içeriğe sahip. Resim, müzik ve edebi yazılar, estetik zevkimizin anlatımında subjektif alandan aldığı mistik bir güçle insanların ilgisini haklı olarak daima üzerine çekmekte. Aralarında bir öncelik belirlemeğe çalışmak doğru olur mu bilmiyorum fakat soruyu cevaplamam gerekecek olsa düşünmeden “ müzik ” derdim. Çünkü gözlerimi kapadığımda tamamen tını ile baş başayım. Bu ezgisel akışı tanımlamada bana da rol düşüyor. Resim de ise bu role bir sınır getiriliyor.

Goya’nın tablolarını değerli kılan özellik nedir? Resim tekniği açısından mı cevap aramalı soruya yoksa ressamın hayal gücünün ulaştığı sınırları mı göz önünde bulundurmalı? Vermek istediği mesajlara mı odaklanmalı? O’nu sanat tarihinin unutulmazları arasına sokan özellik, yalnızca garip hayalet figürlerine yönelmiş olmasıyla açıklanabilir mi? Tarihin karanlık dönemlerine ait çalkantıları bunların etkisinde kalmış talihsiz bir ressamın haykırışıyla dillendirmesi eserlerine nasıl bir derinlik katabilir? Fakat ortada bir değer var ve iyi ki de var. Gördüğümüz, yaşadığımız, hissettiğimiz şeyleri resim, müzik, yazı gibi iletişim yöntemlerimizle ortaya koymazsak yarınlarımız bugünleri nasıl tanımlayabilir.

Goya’nın çalışmalarında iki tipleme ve bunların bütündeki üstlendiği rol beni en çok etkileyen özellik oldu. Lorenzo karakteri Goya’nın bütün hayat görüşünün üzerine odaklandığı kilit imaj. İkiyüzlülüğün en iğrenç özelliklerini üzerinde toplayan bir karakter. Neden olduğu yıkımlarla birlikte kendini sorgulayan, arayışları olan birisi. Gelgitleri var. Fakat ihtirasları her fırsatta sağduyusuna hâkim oluyor. Yanlışlarını görmesine rağmen çözüm için attığı adımlarda kararsız ve ısrarcı değil. Zeka ve bilgisini içindeki barbarlığı kamufle etmede kullanıyor. Tutarsızlıklarını gizlemede bu nedenle başarısız. İdam edildiğinde yanında kimse yok. Sefalet ve rezillik içinde son buluyor yaşamı. Cesedi bir kağnı arabasına atılmış, oyun oynayan çocuklar ve köpeklerin ardına takıldığı arabayı izleyen tek bir çift bakış var oda Goya’ya ait. Kaçınılmaz sona mı bakıyor yoksa olmasını arzuladığı bir olaya mı? Kadın karakteriyle anlatmak istediği şey ne idi? Kaptırılan bir sevgili, sığınılacak bir liman yada bir dosta yardım isteği…Yada bu kurgunun tamamen ötesinde güne ait değerlendirmelerin resim yoluyla eleştirisi mi?

 

Author: A.Akdeniz

Written by Sarı Sayfalar

June 27, 2008 at 3:07 pm

2 Responses

Subscribe to comments with RSS.

  1. Düz yazılarınızdan ve şiirimsi dizelerinizden feyz aldık.
    Bir giz alemine aniden daldık…
    Ellerinize ve yüreğinize sağlık.
    Sizin sitenizi dost sitelerime eklemek isterim ne dersiniz.
    Saygılar ve başarılar ayrıca iyi bayramlar.

    tektas1959

    December 6, 2008 at 9:37 am

    • Değerli yorum ve gösterdiğiniz ilgi için teşekkür eder,çalışmalarınızda başarılar dilerim.Saygılarımla

      hadrianapolis

      December 6, 2008 at 9:41 am


Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: