Ders Notları Weblog

Just another WordPress.com weblog

Bir Bilim Adamını Allah’ın Varlığına İnandıran Yedi Sebep

leave a comment »


 

     Amerika Kolombiya Üniversitesi’nde, New York İlim Akademisi Eski Başkanı olan A.Cressy Morrison’un ‘İnsan Tek Başına Değildir’ adlı küçük risalesini Türkçeye çevirmiş olan Naciye Hamdi Öncül’ün yaptığı çeviriden kısaltılarak alıntılanmış yazıyı okuyalım;

 

     Aşağıdaki şu yedi sebep şahsen beni Allah’ın varlığına inandırmaktadır;

1-      Cebinizde birden ona kadar numaralandırılarak bırakılmış on tane bir kuruş olsun. Bunları teker teker birden ona kadar numara sırasıyla çekmeye çalışın, her aldığınız kuruşu da tekrar cebinize koyun ve paraları iyice karıştırın, Matematiksel olarak biliyoruz ki, ilk çekişte bir numaralı kuruşu çekme ihtimaliniz onda birdir. Ardı ardına bir ve iki numaralı kuruşları çekme ihtimaliniz yüzde birdir. Bir, iki ve üç numaralı paraları çekme ihtimali ise binde bir olacaktır ve bu böylece uzayıp gidecektir. Bu kuruşların hepsini sırasıyla birden ona kadar çekmek ihtimali, milyonda bir olacaktır.

Aynı şekilde, dünyadaki hayat için o kadar çok matematiksel ve kesin şartlara ihtiyaç vardır ki, bütün bu şartların sırf tesadüfen gerçekleşmesi imkânsızdır.

Dünyamızın 23 derece bir eğim ile eğri durması mevsimleri meydana getirmektedir. Şayet dünyaya böyle bir eğim verilmeseydi, Okyanus’tan yükselen buharlar kuzey ve güneye akın eder, kıtaları birer buz parçası haline getirirlerdi. Sadece bu örnek bile dünya üzerinde hayatın, tesadüfen oluşabilmesine milyonda bir ihtimal bile bırakmamaktadır.

2 – Amacına ulaşabilmek için hayatın ne yapıp edip olanca kuvvetiyle imkânlar araştırması da, her şeyi kapsayan ilahi kudretin bir tezahürüdür.

Can denen şey nedir? Şimdiye kadar kimse bunu cevaplayamamıştır. Ağırlığı eni boyu olmayan bir kudret. Büyüyen bir kök, kaya kütlesini çatlatır. Aynı kudret suyu havayı fethetmiştir. Dört hayat unsuru onun emri altındadır; onların düzenlerini bozar ve tekrar birleştirir.

Hayat, bir müzisyendir; her kuşa aşk şarkısını nasıl söyleyeceğini, böceklere, binbir ses müziği içinde nasıl anlaşacaklarını öğretmiştir.

Hayat, yüksek bir kimyagerdir; meyvalara, baharata tat, güllere koku verir; su ile karbonik asitten şeker ve odun yapar; bu olurken canlılık için gereken oksijeni serbest bırakır.

Protoplazma damlasındaki kudret ve kuvvet bütün bitki, hayvan ve insanların sahip olduğu kuvvetten daha fazladır. Bu hayatı yaratan doğa değildir. Ateş püsküren dağlarla tuzsuz bir deniz böyle bir varlık yaratmaktan çok uzaktır.

3 – Hayvanlarda görülen anlatış, kendilerinin tek desteği olan sevki tabii denilen doğal yönelişe sahip olmaları iyi bir yaratıcıları olduğunu gösterir.

Bir eşekarısı çekirgeyi yakaladığında, toprakta bir çukur açarak; iğnesiyle çekirgeyi öyle bir yerinden sokar ki, böcek ölmez fakat bayılır. Konserve edilmiş bir et gibi olur. Sonra yumurtadan çıkan yavrular bu böceği öldürmeden ufak ufak ısırarak koparırlar. Bu böceği zamanından önce öldürecek olsalar bu aynı zamanda kendilerinin de ölümlerine neden olur.

4 – İnsanda ise hayvandaki bu ilahi yönlendirmenin dışında ayrıca bu yeteneğin ötesinde birde muhakeme yeteneği vardır. Birden ona kadar sayan bir hayvan düşünemezsiniz. Yada sayının anlamını kavrayabilen bir hayvanın düşünülebilmesi mümkün değildir. İlahi yönlendirme, bir flütten çıkan tek ses gibidir. Güzel fakat sınırlı. İnsan ise bir orkestradaki tüm enstrümanların seslerini kafasında şekillendirebilir.

5 – Hayat için gerekli ilk şart bugün bizim bildiğimiz fakat Darvin’in bilmediği bazı olaylarda kendini göstermektedir. Örneğin gen haritası gibi. Gen denen şeyler öylesine küçüktür ki, yeryüzündeki tüm canlıların genlerini bir yere toplasak bir yüksüğü bile doldurmaz…

Öyle ise genler nasıl olurda canlılığın bütün özelliklerini içinde gizliyor ne nasıl oluyor da bu kadar inanılmayacak kadar küçük yerde her birinin psikolojisini koruyabilecek şekilde kapsayabiliyor.

İşte burada, gen’i kapsayan ve nesilden nesile geçiren hücrede asıl hayatın ortaya çıkışı başlar. Küçücük bir gen, içinde hapsedilen birkaç milyon atomun böyle yeryüzündeki bütün hayatı kesin olarak idare edebilmesi olgusu sadece yaratıcı bir bilginden ortaya çıkabilecek derin bir ilim ve becerinin eseri olabilir; başka hiçbir görüşe imkân yoktur.

6 – Tabiatın aldığı bazı önlemler bizi, ileriyi görerek önceden ona göre hazırlanarak çalışan, her şeyi bu kadar zekice idare edebilen bitmez tükenmez bir zekânın varlığını kabul etmeye mecbur etmektedir…

Çok çabuk gelişen böceklerin, dünyayı istila etmemesinin nedeni, onların insanlar gibi ciğerlerinin olmamasıdır. Böcekler gelişip büyürlerken nefes boruları buna paralel olarak gelişmezler. Bu nedenle daima küçük kalırlar. Büyümeleri sınırlandırılarak yolları üstüne bir engel konmuştur. Büyümelerinin önüne engel konmasaydı yeryüzünde insan nesli barınamazdı. Aslan büyüklüğünde bir eşek arısının bulunduğunu düşünün bir.

7 – İnsanın Allah fikrini kavrayabilmesi bile tek başına Allah’ın varlığına bir delildir. Allah fikri, İnsanda var olan ve yeryüzünde insana ait ilahi bir yeteneğin muhayyile denen yeteneğin ürünüdür. Bu yeteneğin kuvvet ve kudretiyle sadece insanoğlu, gözle görülmeyen şeylerin varlığına ait delilleri bulabilir. İnsanın gittikçe mükemmelleşen muhayyile gücü artık ruhi bir realite haline geliyor ve Allah nerededir ve nedir, büyük hakikatini ortaya koyduğu delillerle daha bir yakından sezebiliyor. Allah her yerdedir ve her şeydedir. Fakat bize en yakın olduğu yer kalbimizdir.

 

 

Written by Sarı Sayfalar

November 2, 2008 at 7:04 pm

Posted in Religion

Tagged with

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: