Ders Notları Weblog

Just another WordPress.com weblog

Archive for the ‘Religion’ Category

Adımlanan sokak kaldırımları ve düşkünlerimiz

with one comment

homeless-man-merida-lowres

Farklı zamanlarda farklı mekanlarda görülür o ve diğerleri. Bazen bir cami bahçesinin duvar dibinde bazen de harap bir binanın gölgesinde. Dilenmezler. Kimseden bir beklentileri yoktur. Makus talihleriyle onlar, yaşanan zamandan büsbütün koparak iç dünyalarında uzlete çekilmiş, kendilerine yönelen kaçamak birkaç bakış, bir kaç gülüş ve yerini bulmayan, arkası gelmeyen gayri samimi ilgiler cevapsız bırakılır onlarca. Ya da biz duymayız, duymak istemeyiz cevaplarını.

Sükut ve sessizliklerinde nedense hep bir bilgelik ararım ben. Kanaatkar bulurum o insanları. Nerede ve nezaman bulunacağı belli olmayan kuru bir lokma ekmek, ayakta kalabilmek için yeterlidir onlara. İnsan sarrafı olduklarını düşünürüm; dostça yapılan ikramları çevirmemelerinden. Niteliğimizin aynası olduklarına inanırım, kendilerini gördüğümüzde verdikleri tepkilerden.

Talihlerini kanıksamışlardır. Belli ki mazilerinde iç açıcı olmayan bir paradoks var. Duruşlarındaki olgunluk, kimbilir kaç kez bunu sorguladıklarını gösterir. Kırgınlıkları şahıslara mı yoksa şartlara mı yöneliktir bilinmez! Ya da kırgınlık belki de onlar için unutulan, anlamını yitiren bir kavramdır.

Bakışlarını bir türlü yakalayamam çünkü başları hep öne eğiktir. Belki de bir tanımlama getiririm durumlarına, bir kez görebilsem o gözleri.

Ayıp, bizim ayıbımız mıdır? cevabı zor bir soru. Düşkünlere karşı acıma duygusunu yitirmekten Allah’ım, sen bizleri koru.

Aydın AKDENİZ

http://blog.milliyet.com.tr/Blogger.aspx?UyeNo=772664

aakdeniz1965@gmail.com

Written by Ders Notları

November 17, 2008 at 6:56 pm

Ölçü Ve Tartılarla İlgili Ayetlerin Müslüman Bilginler Üzerindeki Etkileri

without comments

 

     Müslümanlar, farklı ağırlıkları ölçmede, ilmi bir değere sahip olabilecek terazilerin gelişmesinde çok çaba gösterdiler. Onların bu konudaki duyarlılıkları Kur’ân-ı Kerim’de bilhassa Mizan ( ölçü ve tartılardaki doğruluk ) ayetlerinin etkisiyle oluşmaktadır. Araf suresi 85. ayette : “ Ölçü ve tartıyı tam yapın; İnsanların eşyasını eksik vermeyin; yeryüzünü ıslahından sonra bozmayın. Eğer bana inanırsanız, şu söylediklerim sizin için hayırlıdır.” Buyrulmaktadır. Kâinattaki bütün sistemlerin adalet ve üzerine dayandığı, adaletsizliğin bu sistemi bozduğu, doğru dengelerim altüst edildiği yine çeşitli ayetlerle bildirilmiştir. Rahman Suresi, 7–9. ayetler de ; “ O göğü yükseltmiştir. Ölçüyü koymuştur. Ki ölçü ve adalette hududu aşmayasınız. Bir de tartıyı adaletle tutun da teraziyi noksan etmeyin.” İnsanlara Peygamber (a.s.) tarafından iletilmiş olan İlahi yolu takip etmeleri hatırlatılır.21,47. ayette ; “ Biz, Kıyamet günü için, adalet terazileri koyacağız. Artık hiç kimse, en ufak bir zulme uğramayacaktır. Yapılan amel, bir hardal tanesi ağırlığınca da olsa, onu getirir tartıya koyarız. Hesap görenler olarak da, biz kâfiyiz.”

Kur’ân-ı Kerim’deki, ısrarlar, çağlar boyunca bütün Müslüman nesilleri, farklı şeylerin ölçüm ve tartımında standart birimler oluşturmaya ve doğru ölçümler yapmaya yöneltti. Şehir merkezlerin de Muhasipler ( sayıcı memurlar ) ,standart ölçü ve tartıların, insanlar tarafından kullanılıp kullanılmadığını denetlemek üzere görevlendirilmekteydiler.

     Müslüman bilim adamları, çeşitli metal, mineral ve alaşımların özgül ağırlıklarını ölçmek için kullanılacak olan araçlar yapmak ve bunları geliştirmek üzerinde de yoğunlaştılar. El Bîrûni, Ebû Hatim el-Asfazanî, Ebû el-Rahman el Kazinî, Cabir ibni Hayan ve el-Neyrizî, bu konularda çalışmalar yapan Müslüman bilim adamlarına örnek olarak verilebilir.

 

 

                          Yararlanılan Kaynak ; “Encyclopaedıa Of Seerah, Sîret Ansiklopedisi” Afzalur Rahman, İnkılâp Yayınları, Şubat 1988

                      

                           Hazırlayan; Aydın AKDENİZ.

Written by Ders Notları

November 8, 2008 at 1:28 pm

Posted in Religion

Tagged with

Medine’yi Ve Mescidi Nebi’yi Ziyaret

without comments

 Medine, Hz. Muhammed için çok önemli idi. Burası, Mekkeli müşriklerin dayanılmaz baskılarından bunalan muhacirlere kucak açmış, Kur’an-ı Kerim’in pek çok suresinin nazil olduğu ve peygamberimizin, fedakârlılıkları nedeniyle aralarında yaşamayı tercih ettiği inananların bulunduğu bir şehirdi. Hz. Muhammed’in örnek toplumunun temellerinin atıldığı yerdi.Peygamberimiz burası için ; “ Evimle minberim arasındaki saha,cennet bahçelerinden bir bahçedir..” buyurmuştur.

     Hacılar, hac görevini tamamladıktan sonra Peygamberimizin şefaatine erişmek amacıyla O’nun hadisinde belirttiği; kabrini ziyaret edenin kendisine komşu olacağı ve kendisini sağlığında iken ziyaret etmiş gibi olacağı müjdesine ulaşabilmek ve Peygamber mescidini ziyaret etmek için Medine’ye gelirler.

     Hacılar, Peygamberimizin kabrini ziyaret eder, Peygamber mescidinde, özellikle Ravza-i Mutahhara’da namaz kılar, Hz. Ebu Bekir, Hz.Ömer gibi güzide sahabelerin kabirlerini, Baki Mezarlığı’nı, Uhud şehitlerini, Hendek savaşının olduğu yerleri ziyaret ederler. Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer’in Kabirleri hemen Peygamberimizin kabri arkasında sırasıyla yer almıştır.

     Mescid-i Nebi; Peygamberimizin Medine’ye hicretten hemen sonra yaptırdığı “Peygamber mescidi” anlamına gelen mescittir. Bitişiğinde Peygamberimiz ve ailesinin barındığı odalar bulunmaktadır.

     Ravza-i Mutahhara; Peygamber Mescidi’nde Hz. Muhammed’in kabrinin bulunduğu odadır. Kelime olarak, tertemiz çiçekli bahçe, cennet bahçesi anlamına gelmektedir.

     Cennet’ül Baki; Mescid-i Nebi yakınlarında, içinde Hz.Abbas, Hz. Hasan, Hz.Osman gibi Peygamberimizin akraba ve yakınlarına ait mezarların bulunduğu kabristanın ismidir.

     Mescid-i Kuba; İslam tarihinin ilk mescidi olup hicret sırasında peygamberimizin konakladığı yerdir.

     Mescid-i Kıbleteyn; Hz. Muhammed (a.s.), Kudüs’e yönelmiş olarak namazı kılarken Kâbe’ye dönerek namaz kılması gerektiğini bildiren ayetlerin nazil olduğu mescittir.

 

     Hacılar, Medine’de bol bol namaz kılar, Kur’an okur, Peygamberimize salâvat getirir, kendisi, ailesi ve bütün Müslümanlar için dua ederler. Dinimizin bidat kabul ettiği davranışlardan kaçınmalıdırlar. Burada hayatlarına, dinimizin ön gördüğü şekilde yön vereceklerine dair yemin ederler.

 

  Yararlanılan Kaynak ; “ Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi,Kaynak Kitap, ‘Akaid,İbadet,Ahlak,Siyer’, ( Marifet Yayınları,Yaylacık Matbaası-İstanbul,1985)

 

 Hazırlayan ; Aydın AKDENİZ.

Written by Ders Notları

November 8, 2008 at 1:06 pm

Posted in Religion

Tagged with ,

Umre

without comments

Sözlükte kast etmek, ziyaret etmek anlamlarına gelen umre, terim olarak; belli bir zamana bağlı kalmadan, şartlarına uygun olarak Kâbe’yi ziyaret etmek anlamında kullanılmaktadır. İbn-i Mace’nin hadis kitabında belirtilen şu hadiste peygamberimiz ; “ Hac farz, umre ise sünnettir.” buyurmaktadır. Umre, Hac ibadeti gibi farz değildir. Sevap kazanmak amacıyla yapılan, sünnet bir ibadettir.

    Umre’nin; İhrama girmek ve Tavaf etmek olmak üzere iki şartı vardır. Hac’da olduğu gibi önce ihrama girilir sonra umre tavafı yapılır. Bunun ardından safa ve Merve tepeleri arasında sa’y yapılır. Tıraş olunarak ihramdan çıkılır. Umre’de hac’dan farklı olarak; Arafat, Müzdelife ve Mina’da yapılan ibadetler yapılmaz. Umre; İhram, niyet, tavaf, sa’y ve tıraş olmakla yapılır.

 

Hazırlayan ; Aydın AKDENİZ.

Written by Ders Notları

November 8, 2008 at 1:04 pm

Posted in Religion

Tagged with

Bayram Namazları

without comments

Kılınması vacip olan bayram namazları, Ramazan ve Kurban bayramlarında olmak üzere yılda iki defa kılınır. Bayram namazları, Ramazan ve Kurban bayramlarının ilk günü güneş doğduktan kırk beş dakika sonra iki rekât olarak cemaat halinde kılınır. Cemaat halinde kılınması zorunludur.

     Namaz için niyet edilir, imama uyulur. Tekbirden sonra subhaneke duası okunur. İmamla birlikte üç defa tekbir getirilir. Her bir tekbirle eller kulak memelerine kadar kaldırılarak yana bırakılır. Üçüncü tekbirden sonra eller bağlanır ve imam yüksek sesle önce fatiha suresini ardından bir zammi sure okur. Rükû ve secdeler yapılarak ikinci rekâta kalkılır ve imam fatihayı ve kısa bir sureyi okur. Secdeye gitmeden önce yukarıda anlatıldığı şekilde üç tekbir daha alınır. Dördüncü tekbirle birlikte rükû ve secdelere gidilir. Son oturuşta Ettehiyyatü,Allahümme Salli,Allahümme Barik,Rabbena duaları okunarak selamla birlikte namaz bitirilir.Namazdan sonra imam minbere çıkarak;bayramın,birlik ve beraberliğin önemi üzerine cemaate yönelik bir hutbe okur.Yapılan dualardan sonra cemaat birbirleriyle bayramlaşır.

 

Hazırlayan; Aydın AKDENİZ.

Written by Ders Notları

November 8, 2008 at 1:02 pm

Posted in Religion

Tagged with

Teravih Namazı

without comments

Teravih namazı, ramazan ayında yatsı namazından sonra vitir namazından önce cemaat halinde veya yalnız olarak kılınan sünnet bir namazdır.

Teravih namazı, ikişer rekât halinde ya da dörder rekât halinde kılınabilir. İkişer rekât olarak kılındığında sabah namazının sünneti gibi kılınır ve her iki rekâtta bir selam verilir. Dörder rekât olarak kılındığında ise ikindinin sünneti gibi kılınır ve her dört rekâtta bir selam verilir.

     Teravih namazı, ülkemizde yirmi rekât olarak kılınır. Cemaatle kılındığında buna göre niyet edilir ve imama uyulur. Cemaatle kılındığında teravihten sonra vitir namazının da cemaatle kılınması gerekir.

 

Aydın AKDENİZ

Written by Ders Notları

November 8, 2008 at 1:01 pm

Posted in Religion

Tagged with

Tabiat Olaylarının Etkisi Altında Dini Düşüncenin Anlam Kazanması

without comments

Yaşları 7–12 arası çocuklara tabiat olaylarının Yüce Allah tarafından yaratıldıkları konusu ile ilgili çeşitli sorular sorulmuş, işte onların verdikleri cevaplardan bazıları;

 

7- 9 yaş arası grup;

 

* * “ Suları, koca denizleri, Allah tek başına yaratmıştır. Bunu nasıl yaratıyor?/ Ben yeşilliği, çayırları, dereleri severim./ Bahar, yaz hoşuma gider. Kış hoşuma gitmez.

 — Evet, insanlar onları yapamazlar, göğü gökte tutamazlar. Allah çok kuvvetlidir. O dünyaya ışık veriyor, ışık vermese karanlıkta kalırdık. Her şeyi idare eden Allah’tır. Ben yağmur istemiyorum, yine yağıyor. Ben kar istemiyorum, yine yağıyor.

— Bazen içimden bu dağları kim yaptı diye sorar, insanlar yapamazlar derdim. Küçükken kumun üzerine su döküyorlar, deniz oluyor zannederdim. Sonra onu da anladım ki bunu yapan Allah’tır. Bunu ben kendi kendime anladım. Suyu toprağa döküverdim, toprak suyu emiverdi. Suyu devamlı dökersem, su biraz birikiyor. Bu da çok sürmez ki,

— Dünyanın, insanların ve hayvanların nasıl yaratıldığını düşünürüm, Allah bulutları nasıl yaratmış? Ağaçları nasıl kalın yapıyor? Balıklar neden suda yaşıyor, neden karada yaşayamaz? Bunları Allah böyle istemiş, evet ama sebebini anlatamam. Kimse bana bir şey söylemedi.”

 

10–12 yaş arası grup;

 

** “ Doğru, insan nasıl yazısından belli oluyorsa, Allah’ta yarattığından belli olur. Allah işlerini yapsın diye bize güneş verdi, gece düşmesinler diye ay’ı verdi.

— Düşünüyorum, Allah şu koca dünyayı nasıl yaratmış, bu dünya nasıl olmuş, insanlar nasıl olmuş? …Sonra, taşı, toprağı, dağı, suyu nasıl yaratmıştır? Sonra, bir çocuk ilk doğduğunda küçücük bir çocuk, büyüyor, Bu nasıl oluyor? Sonra, bir de ineğimize yeşil ot yediriyoruz ama karnından beyaz süt çıkıyor. Mesela, bazı bitkilerde süt oluyor. Bunları kim koyuyor, nasıl oluyor? Demek ki Allah o kadar güçlüymüş ki bunları yapıyor.

— Toprağın altında sular neden tükenmez? Allah nasıl yetiriyor, bitiriyor? Allah bizi susuz bıraksa ölürüz. Az su yaşatıyor, denize düşsek ölürüz, bu nasıl oluyor? Bunların hepsi Allah’ın işidir, biz bunları pek bilemeyiz.

— Güneş düşmeden gökte nasıl gidiyor? Allah bunu nasıl yapmış, güneş, ay nasıl olmuştur, bir tohum nasıl çimlenir?…Allah şekiller(düzenler) kurmuştur,insanın hiç yapamadığı şey;Mercimeği toprağa ekiyoruz.Bir taneden yeşillik oluyor,büyüyor.Ondan çok mercimek oluyor,bu nasıl oluyor?Bunu yapan Allah’tır,Allah’ın işidir.

— Gök gürlerken dua okurum üstüme göçmesin diye. Bazen geceleri gökyüzünü yıldızları seyrederim, onlar orada nasıl duruyorlar. Yıldızlar ve ay gündüzleri neye görünmez? Güneş batarken gördüğümüz renkleri Allah yaratmıştır. Onları kimse yapamaz.”

 

     Görüldüğü üzere, araştırıcı gözlemleriyle çevresine ve dış dünyaya açılan çocuk, sürekli tabiatın uyarıları ile karşı karşıya bulunmaktadır. Çünkü o tabiatla her bakımdan beraberdir. Hele tabiatı daha yakından izleyen ve ona daha bağlı olan köy çocuğu, gökyüzünün ufuklarla sınırladığı dünyası içinde tabiatla baş başadır. Çocuğun üzerinde gezdiği toprağı, yeşillikleri, ekinleri, hayvanları ve onlardan elde edilen ürünleriyle hava şartları, yağmuru, karı, buzu, fırtınası, soğuğu ve sıcağı ile doğan güneşi, doğuşu ve batışıyla, loş ışıklı ayı ve parlayan yıldızlarıyla, etrafını çevreleyen coğrafi yapısı dağları, ovaları ve sularıyla, kısaca içinde yaşadığı dünya, tabiat olayları, onların düzenli akışı, güzelliği, çirkinliği, sevimliliği, eziyeti, canlısı, cansızı, gecesi, gündüzü, hayatı ve ölümüyle onu yakından kuşatmaktadır. Bunlar, bilinçli veya bilinçsiz sürekli tabiatı gözleyen diğer yöre çocuklarının dini düşüncesi üzerinde etkili olmaktadır. Merak duygusunun da çocuğu sürüklemesiyle tabiatta cereyan eden her şeyin Tanrı’nın yaratmasıyla olduğu fikrinin gittikçe işlenmesi dinsel anlayışın ve düşüncenin değişerek gelişmesinde etkili olmaktadır.   

 

           Kıymetli hocam Kerim YAVUZ’un henüz doçent olduğu dönemlerde Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları’nca yayımlanmış doktora tezi olan “Çocukta Dini Duygu Ve Düşüncenin Gelişmesi” (Ankara–1987) Adlı kitap kaynak alınarak ve metinler kısaltılarak tarafımca hazırlanmıştır.

 

Aydın AKDENİZ.

Written by Ders Notları

November 8, 2008 at 12:59 pm

Posted in Religion

Tagged with

Şeytanın Kötülüğünden Korunma Konusunda Kuran’ın Öğütleri

with 3 comments

Yüce Allah çeşitli ayeti kerimeler de bizleri şeytanın vesveseleri ve hilelerine karşı uyarmıştır.

Fâtır Suresi 6. ayet ; “ Çünkü şeytan sizin düşmanınızdır. Onun için sizde, onu bir düşman tanıyın…”

Bakara Suresi 168–169.ayetler ; “ Şeytanın adımlarına uymayın. Çünkü o size apaçık bir düşmandır. O,size ancak kötülüğü, hayâsızlığı ve Allah’a karşı bilmeyeceğiniz şeyleri söylemenizi emreder.”

İsrâ Suresi 53. ayet ; “ Kullarıma söyle; (insanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.”

Nahl Suresi 98–100. ayetler: “ Haydi, Kur’an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah’a sığın. Gerçek şudur ki, iman edenler ve Rablerine güvenip dayananlar üzerinde onun hiçbir hâkimiyeti yoktur. Onun hâkimiyeti, ancak onu dost edinenlere ve onu Allah’a eş koşanlaradır.”

 

Hazırlayan; Aydın AKDENİZ.

Written by Ders Notları

November 8, 2008 at 12:56 pm

Şeytan Kötülüğün Simgesidir

without comments

Şeytan, cinler dünyasına ait bir varlık olduğu için o’da ateşten yaratılmıştır. Kuran’da, ilk insan olan Hz. Âdem akıl ve irade gibi üstün özelliklere sahip olarak yaratıldığında Meleklerden o’nun üstünlüğünü tanımaları amacıyla secde etmeleri istendiği, meleklerin hep birlikte secde ettikleri fakat şeytanın gururlanarak; ateşten yaratılmış olan kendisinin topraktan yaratılan bir varlığa secde edemeyeceğini belirterek, secde etmekten kaçındığı anlatılır. Şeytan böylece Yüce Allah’ın lanetine uğramış, cezası kıyamet gününe kadar ertelenerek cennetten uzaklaştırılmıştır. Şeytan, Allah’ın günahkâr kullarını sıratı müstakimden (doğru yoldan) saptırmak görevini üstlenmiştir.

A’raf suresi 12–15. ayetlerde bu şöyle açıklanır; “ Allah şeytana buyurdu ki; sana emrettiğim vakit, seni secde etmekten alıkoyan nedir? İblis; ‘ben ondan daha hayırlıyım. Çünkü beni ateşten, onu topraktan yarattın’ dedi. Allah ise ‘ oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık çünkü sen aşağılıklardansın’ dedi. Şeytan ‘bana tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver’ dedi…”

Şeytan, inatçı ve nankör olup, insanlara kötülükleri telkin etmektedir. Onun vesveseleri, Allah’a inanan, Salih ( iyi ve yararlı) işler yapan, takva sahibi ( Allah’ın emir ve yasaklarına samimiyetle uyan)kimseleri etkilememektedir.

 

Aydın AKDENİZ

Written by Ders Notları

November 8, 2008 at 12:55 pm

Kur’an-ı Kerim’in İç Düzeni

with 17 comments

Kur’an-ı Kerim, Ayet ve surelerin bir araya gelmesiyle oluşmuştur.Ayet ; sureleri                            meydana getiren kısa cümlecik,cümle yada cümlelerin bir araya gelmesiyle oluşan Allah (c.c.)         kelamıdır.

        Sure ise Kur’an’ın küçük yada büyük 114 bölümünden her birine verilen addır.Ayetlerin bir araya gelmesiyle oluşur.

     Hz. Muhammed’in peygamberliğinin on üç yılı Mekke’de, on yılı da Medine’de geçtiği için ayet ve surelerin bir kısmı Mekke’de diğer kısmı ise Medine’de nazil olmuştur. Bu nedenle Mekke’de nazil olan surelere Mekki Sureler,Medinede nazil olanlara ise Medeni Sureler adı verilir.

     Mekki sureler, Medeni surelerden daha kısadır.İlk sure Fatiha suresidir.Son sureler ise Tevbe(Berae),Maide ve Nas sureleridir.En uzun sure 286 ayetten oluşan Bakara suresidir.Bakara suresi aynı zaman da Medine’de ilk nazil olan suredir.Kur’an’ın en kısa suresi üç ayetten oluşan Kevser suresidir.Tevbe suresi Kur’an’da  “besmele” ile başlamayan tek suredir.

     İlk inen ayetler ; Alak suresinin ilk beş ayeti, son inen ayetler ise Bakara suresi 281.ayet,Nisa suresi 177.ayet,Tevbe suresi 129.ayet ve Maide suresi 3.ayettir.En uzun ayet ise borçlanma ayeti olarak bilinen Bakara suresi 282.ayettir.

Kur’an’da yaklaşık 6666 ayet bulunmaktadır.Kur’an’ın her yirmi sayfasına bir ‘cüz’ denilmektedir.Kur’an’da toplam olarak 30 cüz bulunmaktadır

İç düzeni Cebrail (a.s.) tarafından peygamberimize bildirilen Kur’an’ın,son on suresine namazlarda,kısa oluşları nedeniyle çok okunmalarından dolayı namaz sureleri adı verilmektedir.

 

 

Yararlanılan kaynak : “ Din Kültürü Ve Ahlak Bilgisi, Kaynak Kitap, ‘Akaid, İbadet,Ahlak,Siyer’ ( Marifet Yayınları)

 

Hazırlayan :  Aydın AKDENİZ.

Written by Ders Notları

November 8, 2008 at 12:52 pm