Archive for the ‘Art’ Category
Yosun Çelenkler,wearth moss

Serinus Pusillus mu, Yoksa Rasmussen’mi Alırdınız?
<! /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:”"; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:”Times New Roman”; mso-fareast-font-family:”Times New Roman”;} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} >
/* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name:”Normal Tablo”; mso-tstyle-rowband-size:0; mso-tstyle-colband-size:0; mso-style-noshow:yes; mso-style-parent:”"; mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin:0cm; mso-para-margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:10.0pt; font-family:”Times New Roman”; mso-ansi-language:#0400; mso-fareast-language:#0400; mso-bidi-language:#0400;}
Elinde üstün nitelikli çekim ve görüntüleme fonksiyonları bulunan bir fotoğraf makinesi ile iki bin rakımlı dağ zirvelerinde yabanıl yaşamın en nadide türlerine ait, nesli yok olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmış doğa kuşlarını inceleme, fotoğraflama ve çeşitliliğini araştırma telaşına kapılan aramızdan kaç kişi çıkar doğrusu bilemem? Fakat hanidir kapattığım ekranların o bildik hamasi siyasi söylem ve eylemleriyle dolu haber akışından bunalıp biraz olsun rahatlamak, zindeliğe duyulan ihtiyaçla sanal âlemin engin derinliği içerisinde tek kaygısı depreşen politik dürtülerini teskin etmek olmayan insanların gündelik uğraşlarına tanık olmak isteğiyle oradan oraya sörf yapmaya başladım. Şu insanoğlunun ne garip merak ve uğraşıları var böyle! Antika tutkusundan tutunda el sanatları, bahçecilik ve astronomiye varıncaya kadar türlü, türlü ilgi alanı ve bunlarla kazanılan bilgi ve deneyimler ile insan ve onun öğrenme hırsı. Yaş, sınır, cinsiyet tanımayan özlemler! Her biri kendi derinliği içinde saygı ve takdiri hak eden uğraşlar bunlar. Fakat aralarında yukarıda kısmen belirttiğim kuş bilimcilerinin hayata bakış tarzları her nedense benim için ayrı bir değere sahip oldu. Ornitoloji deniyormuş kuş bilimine. En iyi görüntüyü alabilmek için doğayı çok yakından tanımaları gerekiyor. Fotoğrafçılık, kameramanlık arazi şartlarında yön bulma, harita okuma, iklimsel ve coğrafi özellikler ve elbette yabanıl hayatın şu sevimli yaratıklarının biyoloji ve beslenme rejimleri ve göç yollarını bilmek olmazsa olmaz şartlardan biri. Oldukça zengin ve oldukça verimli, öğretici bir ilgi alanı. Ornitologlarımızın her tür beklentiden uzak bir özveri gerektiren yüksek amaçlarına saygı duymamak elde değil. İçinde yaşadığımız ortama kendimizi sorumlu hissedebilmek, doğal işleyişe verdiğimiz zararı bir nebze olsun gidermeye çalışmak, bunu tek düzeliğe dönüşen gündelik koşuşturmalarımızın bunaltıcı atmosferinden kaçarak kendi hayatımıza renk katacak anlamlı bir hobiye dönüştürmek, doğrusu oldukça zarif bir anlayışın edinebileceği zevklerden biri olsa gerek. Rasmussen’de önemli ama hayat her şeyden kopup sadece siyasi anlayış ve açılımların peşinde tüketilemeyecek kadar da kısa doğrusu.
Author: Aydın AKDENİZ
Michalango’nun boynuz kafalı Musa heykeli
M.S. 366 – 384 yıllarında yaşamış olan Papa Damasus, Yahudilerin İbraniceden Yunancaya çevirdikleri Ahdi Atik’in, daha sonraları Latinceye hatalı olarak çevrildiğini gördüğü için İbrani metinlerden doğrudan doğruya Latinceye çeviri yapmanın doğru olacağına inandı. Zamanın en meşhur bilgini olan Hieronymus Stridonesis ( bilinen ismiyle Yerome )’ i bu iş için görevlendirdi. Yerome, “Vulgat” adını verdiği çevirisini tamamlayarak Papa’ya sundu. Onun yaptığı çevirideki bir hata, kendisinden yüzyıllar sonrasını bile etkileyecek sonuçlar koyacaktı ortaya. O; Tevrat’ın Çıkış: 34:29.ayetindeki “Musa elinde iki antlaşma levhası ile Sina Dağı’ndan indi. Rab’le konuştuğu için yüzü ışıldıyordu, ..” ifadesini, kendisinin Greko- Romen kültürde yetişmesi ve o zamanlar bu kültürdeki Açilo ve benzeri boynuzlu tanrı ve kahramanlar mitlerine inanmak doğal bir şey olduğu için “Musa dağdan indiği zaman boynuzluydu.” Şeklinde yapmıştır çevirisini.
Bu hatalı çeviri, Rönesans dönemi geleneğinde halk arasında Musa peygamberin başında boynuz bulunduğu şeklinde yaygın bir söylentinin ortaya atılmasına neden oldu. Hıristiyan batı sanatı yüzyıllarca bu söylentinin etkisinde kaldı. Bu yüzyıllarda yapılan Musa heykellerinin başına hep boynuz eklendi. Bu etki ile Michalango’nun yaptığı boynuz başlı Musa heykeli o günden bu güne Tevrat yazıcılarına sesli harflerin kuralsız olarak kullanılmasının hatalara neden olabileceğini hatırlatmak üzere Vatikan’daki St. Peter Kilisesinde bulunmaktadır.
Aydın AKDENİZ
